1- disiplin talimatı "delillere göre vicdani kanaat" ten bahsediyor. yani DELİLlere göre,
2- delil dene şey (avrupa insan hakları mahkemesi madde 6, anayasa madde 36) 3 türlü, a) polisin topladıkları aleyhte olanlar b) savcının iddianemesi c) savunma sonucunda ortaya çıkacak lehte olanlar
3- ellerinde sadece "a" var. "b" ve "c" yok
4- "b" iddianame hazırlandığında ve mahkeme kabul ettiğinde ortaya çıkacak
5- "c" iddianamenin hazırlanmasıyla "gizlilik kalkacağı için" TFF tarafından alınacak savunmalarla elde edilecek (şu anda gizlilik olduğu için savunma alamıyor çünkü savunmaya "hakkınızda şu iddialar var diyemiyor" gizli belgeleri açıklayamıyor)
6- buraya kadar herşey normalmiş gibi gözüküyor ama iki konu "tuhaf".
a) bahsedilen durum (çeşitli hukukçular defalarca dile getirilmesine rağmen) çok önceden belliyken, "bugün açıklama yapacağım" demek.
b) bahsedilen durum (çeşitli hukukçular defalarca dile getirilmesine rağmen) çok önceden belliyken, sadece "a" daki delillerin istenmesi.
* baştan beri (ben de) taraftar gözüyle bakmak yanlıştı. ancak bu açıklamaya rağmen hala "COŞKUN ÖZARI" gibi birisinin, ajitasyon amaçlı "bundan sonra disiplin cezalarını haftalık toplanacak mahkemeler mi karar verecek" demesi anlaşılmaz. Yılların bilgi birikimine sahip birinin (bu bilgisini bir kenara koyup taraftar gibi ajitasyona kaçması en hafifinden bilgisizlik) en basit bir disiplin soruşturmasında: kırmızı kart cezasına uygulanacak ekstra cezanın belirlenmesinde SAVUNMANIN ALINMASI unutuluyor. ÖZARI bile bunu böyle görmüyor/görmek istemiyor AJİTASYONA gidiyor ise vay halimize.
durum hala net değil ve epeyce bir süre netleşmeyecek te. bunun olası bir cezada fenerbahçeye zararı çok daha büyük olacak. ancak olası bir ceza almama durumunda ise çok büyük bir katkısı olmayacak.
* bir başka konu ise dün akşam GÖKMEN ÖZDANAK'ın şovu! okumuş etmiş, yıllarca bu işlerle ilgilenmiş, kelli felli bir adamsın, taraftarlığın biraz geride kalması gerekir. özdanak diyor ki "emniyet boşunamı çalışmış" "ver cezayı gitsin". AJİTASYONUN BU KADARINA PES! elindekileri havaya fırlatıp ŞOV yapıyor. yakışıyor da. ancak! SORUŞTURMA/YARGILAMA2nın çeşitli aşamaları var. 1) savcının talebi 2) polisin belge toplaması 3) savcının ifade alması 4) iddianame hazırlanması 5) iddianamenin mahkemece kabulü 6) mahkemede yargılama esnasında suçlamalar 7) mahkemede yargılama esnasında alınan savunmalar 8) mahkemenin vereceği karar 9) kararın temyize gitmesi.... şimdi özdanak yahu kardeşim 1. 2. ve 3. aşamada AS-KES!, gerisi? "boş ver gerisini". ben de şunu söylüyorum. O ZAMAN BÜTÜN MAHKEME AŞAMALARI İPTAL OLSUN, SAVCI GİBİ BİRİ (artık ismi değişecektir) ŞÜPHE GÖRDÜĞÜNDE KOLLUK GÜCÜNE DELİLLERİ TOPLATSIN ve SORSUN SUÇ VAR MI? DİYE. polis SUÇ VAR derse. ADAM ASILSIN...
olay bu, pencere de bu, ayrıntı da bu, karar (kararsızlık) bana göre de kötüydü. AMA OLAY ANLAŞILMIŞ OLDU. SÜREÇ İLERLİYOR. öyle olaya taraftar gözlüğüyle bakıp FENERASYON MARTAVALI KİMSE OKUMASIN. süreç işliyor. henüz hiç bir şey bilmiyoruz. (hep eleştirdiği MEDYA LİNÇİNDE BUNA İSYAN ETMİŞTİM).
en büyük fener
15 Ağustos 2011 Pazartesi
11 Ağustos 2011 Perşembe
peki sonra ne diyecekler?
olası bir "tutuksuz yargılanma" ve "küme düşürmeme" kararından sonra "LİNÇ KAMPANYASININ SAHİBİ MEDYA" acaba ne diyecek.
mevcut durum: 3 temmuzda başlayan soruşturma kapsamında medya linçiyle (aslında buna hiç gerek yoktu) Türkiyenin (son zamanlarda sıkça teleffuz edilen) 3/4'ü pavlovun deneyindeki gibi şartlanılmış refleksle "fener şike yaptı" kararını verdi. Zaten onlar son 10 yıldır 4 büyükler arasında *ençok kazanan, en çok gol atan, en az yenilen, en az gol yiyen... fenerbahçeyi anlamadılar, sindiremediler. hatta 10 yıl süren "terbiye" "6-0" şamarları onları kendine getirmedi. Küçüklerin büyük ittifakı, hep küçük hesaplar (lig senin kupa benim, 3/4'ün şampiyonluk tercihi vb., şu takım için oynama, ötekine yatma) peşindeydiler. Son dakikalarda kaçan şampiyonluklar, kaybedilen kupa finalleri, planlanan bu travmalar ve yıkım senaryoları bir işe yaramadı ve fenerbahçe giderek daha güçlü hale geldi. En son (zaten hazır bulunuşluk düzeyleri yüksek olduğu için) şike lafını duyar duymaz hükümlerini verdiler ve fenerbahçeyi şike yapmış olarak kabullenip alması gereken cezalar konusunda fikir yürütmeye başladılar. Aslında kamuoyunda oluşan bu şartlanmanın birinci derecede sorumlusu fenerbahçenin kendisiydi. son on yıldır hemen her branşta zirveye oynamaya alışmış bir kulüp. Diğer sorumsu da (ezilmişlik duygusu içerisinde, aslında geri kalmış oldukları durumu örtbas etmek için) her fırsatta fenerbahçeyi eleştirdiler. Şehir efsaneleri uydurdular hakem odası basma, kirli ligin bursa şampiyon olunca temizlenmesi, şaibeli attıkları o kadar golden sonra "el değmemiş lig" istekleri, 70 yıllarda aldıkları şampiyonlukları unutup fenerbahçeyi o dönem yöneticileri gibi suçlamaları vs. Kısaca KENDİ SÖYLEDİKLERİ YALANLARA İNANDILAR. sözün özü bu aslında.
peki sonra: aşağıda kalmış olma duygusuyla, yetersizliklerini örtbas etmek, taraftara şirin gözükmek, bir daha seçilebilmek, koltuktan kalkmamak umuduyla ŞİDDETİ KÖRÜKLEDİLER. çünkü beslenebilecekleri başka bir şey kalmamıştı. Her söyledikleri yalana sonra kendileri de inanmaya başladılar. şike soruşturması kapsamında sürdürülen bilgi kirliliğini kendileri yarattılar. hemen her kirli bilgiye gerçekmiş gibi kendileri de inandılar. emenikenin para sayması, iskender alının şike parası alması, sezerin şikesi, korcanın şike arabası, dönercide, tatlıcıda, dondurmacıda, tuvalette.... konuşulan her konuyu ŞİKEYLE ilişkilendirip kendi kafalarında yorumlar üretip HÜKÜM VERDİLER.
Olası bir tutuksuz yargılanma kararı, veya federasyonun "herhangi bir ceza vermemesi" sonucunda YAYGARAYI KOPARTACAKLAR. Çünkü yarattıkları, inandıkları, inandırdıkları, sahte güçlü delillere itibar edilmemesi FENERASYON masalını yeniden gündeme getirmeleri için yeterli olacak. BU KADAR GÜÇLÜ DELİLE RAĞMEN NASIL OLUR DA CEZA VERİLMEZ!, AZİZ YILDIRIM FEDERASYONU SATINALDI! HÜKÜMET OLAYA EL ATTI! gibi bir sürü manşet atılacak. AYDINLAR yerden yere vurulacak, daha düne kadar herşeye muktedir olan ve doğruları yapan SAVCI, EMNİYET, FEDERASYON yanlış yaptı denilecek. İSTİFALARI İSTENECEK.
Şuna inanıyorum: bu soruşturma kapsamında yapılacak yargılama neticesinde şike ispatlanamayacak! federasyon da bunu bildiği için olası bir geri tazminatı göze alamaz. "Yetersiz delil nedeniyle böyle bir kararın alınması fenerbahçenin şike yapmadığını göstermez" şeklinde bir fısıltı dolaşıyor dilden dile. yeni kampanya bunun üzerine olacak. Oysa o takımların şimdi ve eskiden dinlenmemiş olmaları şike yapmadıklarını göstermeyeceğiyle aynı şey bu. Üstelik CEMAL NALGA sahtekarlığında, KÜME DÜŞÜRÜLMEYEN GALATASARAYIN HESABINI ne fenerli medya, ne yandaş medya zamanında bu kadar sorgulamamıştı. Oysa SUÇ SABİTTİ. sadece bu olay bile turnusol kağıdı gibi renkleri ortaya koymak için yeterli.
mevcut durum: 3 temmuzda başlayan soruşturma kapsamında medya linçiyle (aslında buna hiç gerek yoktu) Türkiyenin (son zamanlarda sıkça teleffuz edilen) 3/4'ü pavlovun deneyindeki gibi şartlanılmış refleksle "fener şike yaptı" kararını verdi. Zaten onlar son 10 yıldır 4 büyükler arasında *ençok kazanan, en çok gol atan, en az yenilen, en az gol yiyen... fenerbahçeyi anlamadılar, sindiremediler. hatta 10 yıl süren "terbiye" "6-0" şamarları onları kendine getirmedi. Küçüklerin büyük ittifakı, hep küçük hesaplar (lig senin kupa benim, 3/4'ün şampiyonluk tercihi vb., şu takım için oynama, ötekine yatma) peşindeydiler. Son dakikalarda kaçan şampiyonluklar, kaybedilen kupa finalleri, planlanan bu travmalar ve yıkım senaryoları bir işe yaramadı ve fenerbahçe giderek daha güçlü hale geldi. En son (zaten hazır bulunuşluk düzeyleri yüksek olduğu için) şike lafını duyar duymaz hükümlerini verdiler ve fenerbahçeyi şike yapmış olarak kabullenip alması gereken cezalar konusunda fikir yürütmeye başladılar. Aslında kamuoyunda oluşan bu şartlanmanın birinci derecede sorumlusu fenerbahçenin kendisiydi. son on yıldır hemen her branşta zirveye oynamaya alışmış bir kulüp. Diğer sorumsu da (ezilmişlik duygusu içerisinde, aslında geri kalmış oldukları durumu örtbas etmek için) her fırsatta fenerbahçeyi eleştirdiler. Şehir efsaneleri uydurdular hakem odası basma, kirli ligin bursa şampiyon olunca temizlenmesi, şaibeli attıkları o kadar golden sonra "el değmemiş lig" istekleri, 70 yıllarda aldıkları şampiyonlukları unutup fenerbahçeyi o dönem yöneticileri gibi suçlamaları vs. Kısaca KENDİ SÖYLEDİKLERİ YALANLARA İNANDILAR. sözün özü bu aslında.
peki sonra: aşağıda kalmış olma duygusuyla, yetersizliklerini örtbas etmek, taraftara şirin gözükmek, bir daha seçilebilmek, koltuktan kalkmamak umuduyla ŞİDDETİ KÖRÜKLEDİLER. çünkü beslenebilecekleri başka bir şey kalmamıştı. Her söyledikleri yalana sonra kendileri de inanmaya başladılar. şike soruşturması kapsamında sürdürülen bilgi kirliliğini kendileri yarattılar. hemen her kirli bilgiye gerçekmiş gibi kendileri de inandılar. emenikenin para sayması, iskender alının şike parası alması, sezerin şikesi, korcanın şike arabası, dönercide, tatlıcıda, dondurmacıda, tuvalette.... konuşulan her konuyu ŞİKEYLE ilişkilendirip kendi kafalarında yorumlar üretip HÜKÜM VERDİLER.
Olası bir tutuksuz yargılanma kararı, veya federasyonun "herhangi bir ceza vermemesi" sonucunda YAYGARAYI KOPARTACAKLAR. Çünkü yarattıkları, inandıkları, inandırdıkları, sahte güçlü delillere itibar edilmemesi FENERASYON masalını yeniden gündeme getirmeleri için yeterli olacak. BU KADAR GÜÇLÜ DELİLE RAĞMEN NASIL OLUR DA CEZA VERİLMEZ!, AZİZ YILDIRIM FEDERASYONU SATINALDI! HÜKÜMET OLAYA EL ATTI! gibi bir sürü manşet atılacak. AYDINLAR yerden yere vurulacak, daha düne kadar herşeye muktedir olan ve doğruları yapan SAVCI, EMNİYET, FEDERASYON yanlış yaptı denilecek. İSTİFALARI İSTENECEK.
Şuna inanıyorum: bu soruşturma kapsamında yapılacak yargılama neticesinde şike ispatlanamayacak! federasyon da bunu bildiği için olası bir geri tazminatı göze alamaz. "Yetersiz delil nedeniyle böyle bir kararın alınması fenerbahçenin şike yapmadığını göstermez" şeklinde bir fısıltı dolaşıyor dilden dile. yeni kampanya bunun üzerine olacak. Oysa o takımların şimdi ve eskiden dinlenmemiş olmaları şike yapmadıklarını göstermeyeceğiyle aynı şey bu. Üstelik CEMAL NALGA sahtekarlığında, KÜME DÜŞÜRÜLMEYEN GALATASARAYIN HESABINI ne fenerli medya, ne yandaş medya zamanında bu kadar sorgulamamıştı. Oysa SUÇ SABİTTİ. sadece bu olay bile turnusol kağıdı gibi renkleri ortaya koymak için yeterli.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)